Haber

Akşener’den Erdoğan’a Altı Masa Mesajı: “O Masadan Kalkmayacağız”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Biz o masadan ayrılmayacağız. 20 yıldır davetliyim. 2001’de Sayın Erdoğan beni davet etti. Farklı bir yol izlemeye çalıştık, gördüm ki bana uymadı.” prensipler ayrıldık sonra yine davet edildik yok dedim partimizi kurduk 2017 den beri zaman zaman davet ediliyoruz ben neden sayın erdoğan davetini kabul etmiyorum önce erdoğan bey yapıyor Taraftar zengin, millet zengin olsun istiyorum” dedi. Altılı masanın ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarması gerektiğini belirten Akşener; “O masadaki asıl tehdit ne biliyor musunuz? İnat uğruna birbirimizle tartışırsak ve bir şeyler ters giderse, o zaman hepimiz saçımızı seçmek zorunda kalacağız” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Habertürk TV’de soruları yanıtladı. Akşener gündeme ilişkin şunları söyledi:

“Uzun süredir çalışıyoruz. Tüm anket şirketlerinin yaptığı işe saygımız sonsuz. Küçük bir butik firmayla da çalışmalarımız var. İlçe ilçe yaptırıyoruz. Türkiye’de sonuç ilginç. Siyasetçilere eleştiri kadar yapılacak bir şey yok, eleştiriden bahsetmiyorum, iftiradan bahsediyorum, seçmen de görüyor.

Batı illerinde çok yüksek (oylar). 8.1 ile İstanbul’da 8 milletvekilimiz vardı. Şu anda 14.5 gösteriyor. Örneğin İzmir’de AK Parti 10 puan geriledi ve şu anda ikinci partiyiz. Bursa, Balıkesir, Mersin, Aydın, Adana, Antalya, Muğla, Trakya gibi bölgeler. Belki de fazla yüklenmenin bir sonucu olarak ‘biz ne yapıyoruz’ sorusunun cevabı bulunmaya başlandı. Konya, Kayseri, Erzurum… (Kimden geliyor bu oylar?) AK Parti hakim. 2018’de MHP’den 7.3 civarında ciddi bir oy aldık. AK Parti’den 7’den fazla oy MHP’ye gitti. 2018’de CHP’den 1.3, AK Parti’den 1.5 puanımız var. Sabit seçmenin bir özelliği vardır, çok sorgulayıcı bir seçmendir, kendi partisini haddinden fazla eleştiren bir seçmendir. Bu iktidarın gitmesini isteyen bir sistem, her yeni kurulan partiyi alkışlayan bir seçmendir.

“HDP’NİN SEKTÖRÜ, SHP’NİN SEKTÖRÜ”

Hep söylenir, ‘CHP seçmeni HDP barajın altına düşmesin diye HDP’ye oy verir.’ Sadece standart sapması kadar verir. İş sandığa gidince kendi partisine oy veriyor. Ben HDP’nin CHP’ye oy verdiğini, çünkü HDP seçmeninin SHP’nin laik seçmeni olduğunu savunuyorum. Bunlar esas olarak geçmişte SHP’li seçmenlerdir. Artık ANAP ve DYP’nin Kürt, Türk, muhafazakâr seçmeni AK Parti’deydi. Özellikle CHP’den oy alma gibi bir kaygımız, çabamız yok.

Türkiye’de hiç araştırma olmuyor birileri bir şey söylüyor genelleme oluyor. Adalet Bakanlığı’nda üst düzey görevli olan Hikmet Sami Türk’ün zamanında bakan için 17 bin çözülmemiş belge olduğunu söylüyor. Bunların bir kısmı asayişte yer bile almıyor, bir kısmı da alacak sorunundan kaynaklanıyor. Bir yıl sonra herkes 17 bin 500 faili meçhul olduğunu söylemeye başladı. Yani 17 bin 500 kişi öldürüldü ve öldürülenler bulunamadı. Allah’ın bir kulu onu düzeltmedi.

“KUSURSUZ BİRBİRİMİZ OLURSA VE MÜKEMMELLİK İÇİN BİR HATA OLURSA İŞTE O ZAMAN HERKES SAÇIMIZI SEÇİR”

O masanın belirleyeceği kişi, oradaki bir siyasi partinin genel başkanı olursa o partinin oylarının uçacağına inanılıyordu. Bu konuda herhangi bir araştırma görmedim. Ama denedik. Benim işim çalışmak. O masadaki asıl tehdit ne biliyor musun? Birbirimize düşersek ve inat uğruna bir hata varsa, o zaman hepimiz saçımızı ve kafamızı seçmek zorunda kalacağız. Bunu açıkça söyleyebilirim.

“GİDİYORUZ GİBİ HAVA ESTİ”

Sayın Erdoğan bizi sağa davet ediyor. Muhalefetin şahsı olduğunu iddia eden kanaat önderlerinin her birine diyelim ki bu arkadaşlar her dakika kalkıp gideceğimi sanıyorlar. İşte bir cümle: ‘Onlar gider ama seçmen kalır.’ İkisi de saçmalık. Cehalet, öngörü. Oy vermeye en sadık partiyiz. Hem muhafazakarların hem de laiklerin ortada olduğu bir seçim bölgesi. Her iki tarafın da istediği bir şey var; mantıklı. Seçmen makul bir dil ve makul bir analiz istiyor. Bir ‘biz gittik’ havası var. ‘Akşener gider, seçmen kalır’ Böyle bir durum yok.

“BU MASADAN KALMAYACAĞIZ”

O masadan ayrılmayacağız. 20 yıldır Sayın Erdoğan’ın davetine davet edildim. 2001 yılında Sayın Erdoğan beni davet etti. Bir yola gitmeye çalıştık, ilkelerime uymadığını gördüm, ayrıldık. Sonra tekrar davet edildik, hayır dedim. Partimizi kurduk, 2017’den beri zaman zaman davet ediliyoruz. Ben neden Sayın Erdoğan’ın davetini kabul etmiyorum? Birincisi, Sayın Erdoğan yandaşlarını zengin ediyor, ben milletin güçlü olmasını istiyorum, Sayın Erdoğan tek adam sistemini istiyor, ben halkın mükemmel olmasını istiyorum. Sayın Erdoğan tiranlıktan yana, ben özgürlükten yanayım. Her kelimeyi düşünmeni istemiyorum. Ancak Erdoğan, kendi alanlarında bir bireye sadık insanlar yaratmak istiyor. Demokrasinin olduğu, bizim gibilerin buradan eleştirilip düzeltilebildiği bir Türkiye istiyorum. BEN; Enes’in, Ecrin’lerin, Furkan’ların 3 yaşında, 4 yaşında kemiklerinin sayıldığı evler yerine, o garip arabalı, garip ayakkabılı, pudra şekeri tüten gençler istemiyorum. , kırık buzdolaplarında komposto veya mercimek çorbası oburluğunun olmadığı yerde. Devletin, eyalette okuyan 15.1 milyon öğrenciye ücretsiz kahvaltı ve öğle yemeği vermesini istiyorum.

“KUMAR MASASINI CUMHURİYET İttifakı Cemaatinin TÜRKİYE’NİN GELECEĞİYLE KUMSAR OYNADIĞI ANLAYIŞI OLARAK GÖRÜYORUM”

Benim açıklamamla Türkiye’nin geleceğini bir kumar masası olarak düşünürsek Sayın Erdoğan buraya gidiyor. Sayın Erdoğan beni kumar masasına davet ediyor demiyorum. Kumar masasını Cumhur İttifakı’nın oluşturduğu birliğin Türkiye’nin geleceği ile kumar oynadığı bir anlayış olarak görüyorum. Bunun yanlış olduğunu söylüyorum.

“SAYIN ERDOĞAN’I ÇOK KARIŞTIRIYORUM AMA SONUÇTA O BU ÜLKENİN CUMHURBAŞKANIDIR. KEŞKE BİZİM CUMHURBAŞKANI OLSA OLSUN.”

Sayın Erdoğan bana özel birini gönderdi demiyorum. Olursa söylerim Böyle bir durum yok. Ama x kişinin görevini üstlenenler var diyelim ‘dostlar, bu ikisi yan yana gelsin, Türkiye’de rahatlık olur’. Bir Başkanın, bir siyasi partinin genel başkanıyla halka açık ve şeffaf bir toplantı talep etmesinde bir sakınca yoktur. Sadece bizim değil, tüm partilerin başkanları itibariyle. Sayın Erdoğan’ı çok eleştiririm ama sonuçta o bu ülkenin Cumhurbaşkanı. Keşke bizim Cumhurbaşkanımız olsa. Ama ben Cumhurbaşkanlığı makamının saygın olduğunu düşünenlerdenim.

“KİMİN KUMSAR OYNADIĞINI BİLMİYORUM, ERDOĞAN SAYIN BİLİYOR, BANA SÖYLERSEN İYİ OLUR”

O gün Cumhurbaşkanlığı bizdeydi. İki binamız vardı. O binada odası olan arkadaşlarla yaptık. Yoksa Başkanlık Divanı ile aldırırdık. Altı masasını kastettiğini biliyorum ama ben kimin kumar oynadığını bilmiyorum, o yüzden Sayın Erdoğan biliyor, söylese iyi olur.

“YAVUZ SAYFA DÜŞÜNCELERİNİ SÖYLEMEKTE ÖZGÜRDÜR… BU DÜŞÜNCELER İYİ PARTİ’NİN DÜŞÜNCELERİ OLARAK YAYINLANMAZ”

Partimizin hiçbir üyesi beni bir TV programında arayıp, bırakın sormak bir şeyiniz var mı diye sormuyor. Hepimiz başka bölgelerden geldik. Kendi kafanıza göre bulunduğumuz siyasi partilerin neresinde yer alacağınızı, hatta televizyona çıkma teklifinizi bile sormak zorunda kaldık. Bu travmatik durumlar nedeniyle partimizin özelliği partinin genel çerçevesinin dışına çıkmadan kendi görüşlerini ifade etme özgürlüğü yani milliyetçi demokratik kalkınma partisiyiz. Yavuz Bey düşüncesini söylemekte serbesttir. Bugüne kadar hep bunu yaptı. Mesele sadece Sayın Kılıçdaroğlu değil. Yavuz Ağırailoğlu Bey de televizyonda beni her yönüyle eleştiriyor ama kendi görüşü, bu fikirler GÜZEL Parti’nin görüşleri diye ileri sürülemez. Önce parti adına konuşma yetkisi bana verildi, ardından İsmail Tatlıoğlu. Meclis için üçüncü sırada iki genel başkan yardımcısı var, bir de genel başkan yardımcılarımız var tabii ama şu anda parti genel merkez sözcüsü Kürşad Yavaşlı’nın söylediklerinin hepsi konuyla ilgili. Parti.

“KEŞKE YAVUZ BEY BU KADAR DERİN KONUŞMASAYDIM, DOĞRU BULMADIM”

Ben de çok yanlış buldum (Engin Altay açıklaması). Keşke Yavuz Bey bu kadar derin konuşmasaydı, ben doğru bulmadım. Yavuz beyi tanıyorum keşke yapmasaydı. Paylaşmam. Bu kadar uzun zaman önce konuşulduğunun doğru olduğunu sanmıyorum. O fikirleri ona ben söyletmedim, o fikirleri söylediyse sorun yok çünkü benim için kendi görüşü. CHP’de fikrini beyan eden çok insan var. Partimizi takip eden alanlarla ilgili cevaplar veriliyor ama Sayın Kılıçdaroğlu’ndan o kişileri dinlemesi istenmiyor. İşte Engin Bey’in yaptığı yanlış. Biz siyasi partiyiz, geçmiş uygulamaları beğenmediğimiz için siyasi parti kurduk.

“CUMHURİYET İTTİFAKI ADAYLIKTAN SÜREKLİ GURUR DUYUYOR”

Adayların bu kadar konuşulmasını doğru bulmuyorum. Çünkü o masada adaylar hakkında tek kelime konuşulmadı. Bu aday diye bir şey yok. 6 siyasi partinin genel başkanları, yöneticileri ve üyeleri hepimizin cumhurbaşkanı adayı olmamızı istiyor, bu normal. Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Babacan, Sayın Davutoğlu, Sayın Uysal, Sayın Karamollaoğlu ve benim aday olmamı istiyorlar. Bu normal. Cumhur İttifakı sürekli adaylık için ortalığı karıştırıyor. Daha önce güçlendirilmiş parlamenter sistem üzerinde çalıştık. Bunu herkese açık olarak paylaştık. Geri bildirimlerle tekrar düzenliyoruz. Sonra iade edildi, anayasaya uygulanmaya çalışıldı. Bir konu daha üzerinde çalışılıyor. Aday olduğumuz gün.

“ADAY OLACAK DOSTUMUZUN SEÇİM BEYANNAMESİNİ, SÖZLERİNİ, PROGRAM VE PROJELERİNİ HAZIRLIYOR”

Sayın Erdoğan ve arkadaşlarına sesleniyorum; Pazartesi seçim kararı versinler, salı adayımızı açıklayalım. ÂLÂ Partisi olarak Macaristan seçimlerini de inceledik. Biz öğrenen bir organizasyonuz. İşimiz de aday göstereceğimiz arkadaşımızın elinde. O da imzalayacak. Diyelim ki sizi aday gösterdik. Senden ne istediğimizi bilerek geleceksin. Bir sistem arızası ile sonuca vardık. Ortak noktalarımız üzerinde birleşebiliriz, farklılıklarımıza saygı duyarız. Ekonomist arkadaşlarımız 9 elementle başlayıp 72 konuya yöneldiler. Aday olacak arkadaşımızın seçim beyannamesini, vaatlerini, programını ve projelerini hazırlıyor. Muhtemelen Aralık sonu. Dediğim çalışmada bizim ve diğer partilerin de. ekonomi Eğitim, hukuk ve eğitim konularında ortak görüşlere sahiptirler. Rastgele partiniz değil, hepimiz.

İYİ Parti başta olmak üzere ekonomi, istihdam, tarım, eğitim ve hatta göç üzerine çalışmaları var. Yarın Sayın Kılıçdaroğlu bir vizyon bildirisi açıklayacak. CHP’lileri de açıklayacak. CHP olacak. İçinde muhtemelen çalışmada yer alacak ortak noktalar da var.

Macaristan seçimlerinde partiler farklı bir yol izledi. Seçilen arkadaş partilerle başka yerlere de yayılmıştır. O başka bir şey söyledi, taraflar başka bir şey anlattı, kısacası söz çorba oldu ve kaybettiler. Burada bir ders aldık.

“ÇALIŞIYORUZ, SIFIRDAN DOST OLMAK SORUN YARATABİLİR AMA DOSTLARIMIZ DİĞER TARAFLARLA İŞBİRLİĞİ YAPABİİLİR”

DEVA Parti’den çok saygı duyduğum bir arkadaşımız ‘Meral Hanım teklifi Hüseyin Baş’a getirirse partiden istifa ederim’ dedi. Sonra böyle bir şey yok dediler. Hüseyin Baş beyefendinin teklifini o masaya ilettim. Güzel bir şey çıktı. ‘Çalışıyoruz sıfırdan arkadaş olması sıkıntı yaratabilir ama arkadaşlarımız başka taraflarla işbirliği yapabilir’ denildi.

Ulus İttifakı 2018 4 parti var. 2019 yılında iki partili 31 Mart yolunda bir seçim ittifakı var. Ardından Sayın Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde bizimle ilk temasa geçen Davutoğlu oldu. Gelip bizimle konuştu. Benimle, Kılıçdaroğlu Bey’le ayrı ayrı, sonra üçümüz halka açık yemek yedik. Sayın Kılıçdaroğlu bu kez 6 siyasi partiyi davet etti.

“ARTIK 13’ÜNCÜ CUMHURBAŞKANI ALTI TABLO’NUN GÖSTERDİĞİ KİŞİ OLACAK DİYORUM”

İstanbul’u almak benim için özel bir hedefti. Bursa’nın alınması da aynı. Ekrem Bey’in adaylığından haberim yoktu. Onu tanımıyordum. Sonunda kesinlikle alacağımızı söyledim. Bu arada gazeteciler, CHP’liler ve GÜZEL Partililer ile de tartışmaya girdim. Kazanacağıma inandım. Şimdi diyorum ki, 13. Cumhurbaşkanı altılı masanın aday göstereceği kişi olacak. Bunu bir kenara bıraktık. Kemal Bey bizi davet etti. Oturup izledik. Güçlendirilmiş bir parlamenter sistem ortaya çıktı. Kemal Bey bana ‘Hanımefendi’ dedi. Meral, yapabilirsin’. Ben de bu bir hiyerarşi oluşturuyor, harf sırasına göre yapalım dedim. İhalenin sahibi CHP’dir. Ardından DEVA, Demokrat Parti, GÜZEL Parti ve Saadet Partisi.

“ALTILAR MASASININ BAŞKANINI SEÇMEK İÇİN KEMAL BEY EYLEM YAPTI”

Kemal Bey altılar masasının başkanını seçmek için hamle yaptı. Kemal Bey, altılı masadan bu adayın çıkacağına dair tavrı, sözü, duruşu verdi. Eylül 2021’de Halk TV’de ‘Ben cumhurbaşkanı adayı değilim’ dedim. Altı kişilik masadaki herkesin aday olma hakkı ve heyecanı vardır. Buna feragat denir. Ancak 31 Mart’ta o masaya oturup ‘al sana’ diyebilmek bu büyükşehirleri alabilmek bir fedakarlıktır. Ama benimki bir feragat.

“BU PARTİ MERAL AKŞENER’İ CUMHURBAŞKANI SEÇECEK PARTİ DEĞİLDİR”

Partimiz beni cumhurbaşkanlığına aday göstermek için kurulmadı. Türkiye’de en büyük zorluklarla, en büyük zorluklarla parti kurduk, demokrasinin önündeki engelleri yıktık, yüreğimizi yaraladık, elimiz burnumuz kanadı. 2017 referandumunda bireysel olarak nasıl çalıştığımızı biliyor musunuz? Herkes kendi parasını harcıyor. Keşke o referandumda söylediklerimiz yanlış olsaydı. Her şey oldu. Bu parti Meral Akşener’i cumhurbaşkanı seçecek parti değil. Bu parti, bu ülkeyi ‘biz daha doğru yöneteceğiz’ diyerek kurulmuş bir siyasi partidir.

“İKİ ARKADAŞIMIZDAN BİRİ MASAYA ADAY OLURSA HAYIR DİYECEĞİZ DEDİM”

Ne Mansur Yavaş Bey’in benimle ne de Mansur Yavaş Bey’le böyle bir konuşması olmadı, hatta ikimizin de telefon görüşmesi yaptığına dair kulis bilgileri paylaşıldı. Mansur bey ile son görüşmemiz, kalabalığın ortasına geldik, ayrıca partimize de Kurban Bayramı öncesi bir program için davetiye getirdi Allah’ın izniyle. Oturduk, resmen daveti verdi ve gitti. Onun dışında ne bir telefon görüşmesi ne de özel bir yerde görüştük. İstanbul’da bir tez daha aradım, gelip konuştu. Bunların hiçbiri olmadı. Adı Mansur Bey’e de verildiği için Ekrem Bey de hem CHP’li hem de ÂLÂ Partili ve o masada oturan diğer siyasi parti seçmenleri tarafından da seviliyor ve sayılıyor. Her ikisi de tüm anketlere dahildir. Hatta altılı masanın üyelerine, masada iki arkadaşımızdan biri aday gösterilirse hayır demeyeceğimizi alenen söyledim. Hem Ekrem Bey’den hem de Mansur Bey’den bahsediyorum.

Bunlar konuşulurken verdiğimiz tepkiden bahsediyorum. Her iki belediye başkanımıza da. Onlar CHP’li ama aynı zamanda belediye başkanlarımız. Adana’dan Antalya’ya kadar ortak aday gösterdiğimiz tüm belediye başkanlarımızdan Allah razı olsun. Ekrem Önder de, Mansur Önder de bizi utandırmadı.

“ADAYLIĞA İLİŞKİN EKREM BAŞKANLIĞIYLA VE MANSUR BAŞKANLIĞIYLA BAŞKA BİR ÖNERİ VEYA GÖRÜŞME YOK”

O masadaki altı kişi bu tür şeylerden bahsetmezdi. Her ikisinin de adaylığının bizimle ilgili olmadan çok konuşulduğu, genel başkanın adının anılmadığı dönemde parti görüşü olarak televizyonda ‘bir olursa hayır demeyeceğiz’ dedim. iki belediye başkanı arkadaşımızdan aday gösterildi’. Ekrem Başkan veya Mansur Başkan ile adaylık konusunda rastgele bir teklif veya başka bir görüşme olmadı. ‘İmamoğlu’ndayız’ tweetinden önce ‘Kozan’dayız’ dedim, neden kimse alınmadı?

Babacan Bey, ‘Arkadaşlarıma masanın içinden ve masanın dışından havuz yapmalarını talimat verdim’ dedi. Masada konuşulmadı ama demek ki herkes yavaş yavaş hazırlanıyor. UYGUN Partisi’nin sistemi şu şekildedir; Bir önerge için bile 3 gün uğraştık. Partimiz bundan sonra Suriye ve Irak’ta yapılacak harekât üzerinde de çalışmaktadır. Kendisine oy verir. Sonra karar veririz ve paylaşırız. Şimdi başörtüsü meselesi var. Başörtüsü konusunu altılı masaya taşıdım. Sayın Kılıçdaroğlu bir girişimde bulundu, CHP yasa teklifinde bulundu. Sayın Erdoğan, ‘Pas aldık, gol atacağım’ dedi. İnsan haklarına gelince, hak hedeftir, geçiştir… Bu bir zihniyet sorunudur. Buraya anayasanın bir maddesini getireceğini söyledi. İkinci bir elemanın ekleneceği söyleniyor.

“TEKLİFİN İÇERİĞİNE BAKALIM. BİR YOL ALINDI. ANAYASA ÖNERİSİ ÇIKACAK”

Masaya dedim ki ‘Arkadaşlar bu anayasa metni geldiğinde çok ortak çalışmalar yapıyoruz, o yüzden burada öneriyorum, ortak kararla hareket edelim’ dedim. Şimdi CHP’miz var, kümemiz var. Bazı arkadaşlarımızdan dolayı izinleri olmadığı için isim vermeyeceğim. Sonuç olarak gelinen nokta, ‘İçeriği görelim, sonra karar verelim’ denildi. Başörtüsü meselesinin kadın kimliği üzerinden tartışılmasından hepimiz bıktık. Baştan sona savaşmaktan bıktık. Başörtülü kadın da bıktı, başörtülü kadın da bitti. Meclis, ordu, avukat, polis dahil bu mesele çözüldü. Sayın Kılıçdaroğlu’nun teklifine saygı duyuyorum. Bence başörtüsü sorunu kapanmış bir yaradır. Açık yaralardan bahsedelim. Cin şişeden çıktı. Gelelim teklifin içeriğine. Bir yol alınmıştır. Önümüze bir anayasa teklifi gelecek. Ancak ben bu konuda masanın birleşmesi gerektiğine inananlardanım.

Ben milletvekili değilim. Deneyimli bir grubumuz olduğu için bir uyum oluşturduk. Milletvekili olmadığım için genel kurula katılamıyorum. Sayın Erdoğan da katılamayacak. Sadece Başkan olarak gelir ve gider. Kümede milletvekili olmayan tek kişiyim. Temel Bey’in teklifi milletvekili olmak ve koordinasyon sağlamaktı.

“BAŞBAKANLIĞIN KILIÇDAROĞLU VE DİĞER ARKADAŞLARLA EL SIKIŞMASINI İSTEMİYORUM”

Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilecektir. Doğal olarak bir Başbakanlık kurumuna tahsis edilecek. ‘Başbakan olmaya talibim’ dediğimde, bu İYİ Parti’nin ülkeyi yönetmesine talip oluyorum. Partimin ilk partisi çıktığında bu olacak. Elbette her partinin aldığı oy oranında geçerli. Sayın Kılıçdaroğlu ve diğer arkadaşlarla tokalaşarak Başbakanlığı istemiyorum. Önceliğimiz güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiştir. İkincisi, seçim güvenliğini müştereken sağlamak, üçüncüsü de adayı belirleyip seçtirmek. Bundan sonraki bölümlerin tamamı seçimden sonra yapılacak işlerdir.

“ETİĞİ DENGE VE DENETİMİN ÜZERİNDE EDEN KİŞİ OLACAKLAR. 7 YIL BOYUNCA ÜLKE DÜZENİNİ O SAĞLAYACAK”

Cumhurbaşkanı millet tarafından seçilecek, ancak devletin temsilcisi olacak. İstikrar ve kontrolün tezahür ettiği kişi o olacak. 7 yıl boyunca ülkenin bütün düzenini sağlayacak. Ancak yürütmeyi yönetecek bir Başbakan olacak. 7 yıl bu üst düzey görevde kaldıktan sonra tekrar milletvekili olmaya çalışması mümkün değil. Bir daha seçilmeyeceği söylendi. 7 yılda karar alırken, “O bana darılmaz mı?” diyerek, kendine yatırım yapma duygusunu ortadan kaldırıyoruz. Gerçekten çok onurlu bir görev. Bunu Türkiye’de yaşayan tüm insanlar için düşünmeyecek kimse yok sanırım.

“HDP’Lİ YÖNETİCİLER ELEŞTİRİLEYİNCE RÜZGAR ESİYOR VE 6.5 MİLYON SEÇMEN REDDEDİLİYOR. BUNU SAÇMA BULUYORUM”

İYİ Parti’nin HDP konusundaki tutumunu uzun süre söyledik, sonra bir süre sonra birbirimizi kırmaya başlıyoruz. Bu da gerçek değil, seçmen için gerçek değil, yöneticiler başka, seçmen başka. ÂLÂ Partisi’ne oy veren seçmenler konuşurken hiç dikkate alınmıyor. AK Parti’yi eleştiriyoruz, 20 milyonun üzerinde oy kullandı, seçmen hiç küsmüyor. Ancak HDP yöneticileri eleştirilirse rüzgar eser ve 6,5 milyon seçmen küser. Bunu saçma buluyorum.

“GÖREVİMİZ TÜM OYLARI ALMAK”

Seçmenlerimiz de dahil olmak üzere seçmenler kimsenin malı değildir. Bizler, HDP dahil, unsurlarımıza, hayallerimize, umutlarımıza ve projelerimize göre hizmet etmek için yola çıkmış bildiğiniz siyasi örgütleriz. Beğenen oy verir, eleştirmeyen ‘bir dahaki sefere gidelim’ der. Tüm oyları almak bizim görevimiz. Anlıyoruz, anlamıyoruz.

“OY OLMAYA GİDİP 6’LI MASADAN ÇIKIRAN HDP SEÇMEN ADAYLARI BUNA ÇALIŞMALIDIR”

Bu ezberler konuşulurken Türkiye’de bakış açıları bozuluyor, yanlış girdiler giriliyor, yanlış çıktılar alınıyor. HDP’nin bütün Kürtleri teslim ettiği algısı ve kanaati üzerinden sürekli yürümemizi siyaseten yanlış buluyorum. HDP seçmeninin oyununa talip olan ve 6’lı masadan çıkacak adayın da bunun üzerinde çalışması gerekir. Her yerden oy almalı.

“KÜRTLERİN ZARAR GÖRMESİNİ İSTEMİYORUM”

HDP ile bir araya gelmeyebiliriz. Biz söylüyoruz, onlar da söylüyor. Burada sorun yok. AK Parti’nin attığı her yanlışı eleştiririz, AK Parti seçmeninden kimse bahsetmez. Ancak HDP’nin kurumsal icraatlarını, yöneticilerin tutumlarını eleştirirseniz 6.5 milyon kişi alınıyor. HDP yöneticilerinin 5 milyon seçmen YETER Partimiz için “Meral Akşener aday olursa HDP oy vermez, Mansur Yavaş aday olursa Kürtler oy vermez” sözlerine taraftarlarımız gücenmiyor. Bu nasıl çalışıyor? Burada büyük bir kırgınlık vardı. Kürtlerin gerçekten zarar görmesini istemiyorum.

31 Mart’ta 29 arkadaşımız bu ülkede kimlik bilgileri ve vatandaşlık numaraları ile Yeni Şafak Gazetesi’nde yayımlandı. Ortak özellikleri ise sadece Kürt olmalarıydı. Çoğunluğu ailelerinde şehit olan ve gazi olan korucu aileleri…

Ben de AK Parti açısından, HDP kurumu açısından da ‘bakalım neredeydik’ diye başörtülü heyete benzettim. HDP yöneticilerinin her şeyi söylemeye hakları var, siz bir şey söyleyince savurmaya hakları var. Bunun hem Kürtlere zarar verdiğini hem de seçmenlerimizi gücendirdiğini söylüyorum.

“TÜRKİYE ÖLMEZ, BİTMEZ AMA PARLAMENTER SİSTEMİ KONUŞARAK YAPABİLECEĞİMİZ SON SEÇİM”

Türkiye ölmez, bitmez ama yine parlamenter sistemi konuşarak yapacağımız son seçimdir. Her şey bir kararname ile yapılır. Gidecek tek kişi gidendir, gerisi bizimdir der. 50 milyar liraya mal oluyor. 15 milyon gence bedava kahvaltı! Böyle bir sistemde 50 milyarı oraya vermiyorsunuz, 5 kişiye koyuyorsunuz. Hariri’nin cebine 24 milyar lira koydun, Anka Park’tan bahsediyorum, işadamının cebine 14 milyar lira koydun. KKM’ye koydunuz. 12 ay 50 milyar liraya verdiğiniz mamaya hayır diyorsunuz. Demre Belediyemiz bunu yapmaya kalkışınca kaymakamlık tarafından yasaklanıyorsunuz. Bu tek adam sistemi.

“AK PARTİ’DE OLSAYDIM BU SEÇİMDE GÖSTERECEĞİMİZ CUMHURBAŞKANI ADAYLARINA, ÖZELLİKLE TAYYİP’E DAİR ÖNEMLİ ŞEYLER DÜŞÜNEN BENİM OYUMU VEREBİLİRİM”

AK Parti’deysem, Tayyip Bey’le ilgili iyi şeyler düşünüyorsam bu seçimde göstereceğimiz cumhurbaşkanı adayına oy verelim. Diyelim ki 5 yıl oldu. Tayyip Bey, partisinde iki damattan başka kimseyi bırakmadı. AK Parti’nin son adayı. Furkan, Enes, Ecrin daha sayabilirim. Bu çocukların anneleri ve babaları. Burası genişliyor. Kalkın gidin diye çağrılan gençler. KPSS sınavları, beceriksizlik, kayırmacılık. Rövanşlardan bıktık. Bu Tayyip Bey’e yeter, AK Parti’ye yakışır, GÜZEL PARTİ’ye yakışır; hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, demokrasinin tam ve kusursuz bir şekilde uygulanmasıdır. Bunun için istikrar ve kontrol mekanizmaları var…

Ekonomi zamanla barışan bir şeydir. Ekonomi ve projeler üzerinden rekabet edebilirsiniz. Baştan aşağı eleştiri. Talep edenin söylemesi gerekir. Bu ülkeyi yönetmeyi talep ediyoruz. Şahsen baktım baktım bir şey aktaramıyoruz tam 3 yıldır Türkiye’yi ilçeleriyle dolaşıyoruz. Daha önce görülmedi, sonra görüldükçe provokasyonlar oldu. Şu anda hazırladığımız birçok şey var, EYT bunlardan biri. Esnafın stopajına, emekli maaşlarının artışına kadar diyoruz. En düşük emekli maaşı asgari ücret kadar olsun diyoruz. Taban fiyattan vergiyi çıkarın dedik. Patronu zor durumda bırakmayın. Şimdi bir şey daha dedik 6 ayda bir yapmayın bari 3 ayda bir yapın dedik.

“EMEKLİLİKLERE TATİL KILIÇDAROĞLU SAYININ TEKLİFİYLE OLDU, BUNU UNUTMAYIN”

Pandemi döneminde bazı tekliflerimizi yaptılar. ÂLÂ Partili seçmenler hayırsever olmaya çalışıyor. Bu neden geçmişte yapılmadı? Sorunlarınıza hepimiz farklı analizler üretmeliyiz ki seçmenler hayırsever olsun. Seçmen hangisini uygun görürse ona karar verir. Nihayetinde AK Parti’nin atacağı her somut adımın gerçekleşmesini sağlayacak olan muhalefettir. Emekli ikramiyesi Kılıçdaroğlu’nun teklifiyle yapılmıştı, unutmayın.

“9 MADDE VE 72 ALT BAŞLIK OLARAK EKONOMİ YOL HARİTASINDA OLACAK”

Yarın Sayın Kılıçdaroğlu vizyon belgesinde ekonomiyle ilgili projeksiyon yapacak. Yaptığımız endüstriyel teknolojik dönüşüm gibi pek çok şey yaptık. Her partide vardır. DEVA var, Gelecek Partisi var, Demokrat Parti var. Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklayacağı vizyon belgesinde bizimle aynı fikirde olan çok şey olacak. 9 maddeye ve 72 alt başlığa ayrılan ekonomi yol haritasında karşımıza çıkacak. 6 kişinin aynı şeyi konuşacağı bir durum. Bu arkadaşımız seçildiğinde bunları yapacağından emin olacağız. Yarın Sayın Kılıçdaroğlu’nun anlattıklarından var olanlar olacaktır. Sayın Davutoğlu ve Sayın Babacan’ın anlattıklarından.

“DARON BEYİN’İN CHP İLE İŞBİRLİĞİNDEN MUTLUYUM”

Cumhurbaşkanlığından ayrılma sebebimiz o masadan aday çıksın, biz kazanalım, doğruları söyleyebilelim ve bu sistemde sağduyunun, aklın ve vicdanın sesi olabilelim. Yapmaya çalıştığım şey bu. Bunun üzerinden geçiyorum. DYP’deyken bir hayalim vardı. Plan olarak Tansu Hanım’a anlattım. Türkiye, dünya standartlarında ekonomistler ve hukukçular yetiştirmiştir. Bunlar çok iyi bilinen insanlar. Bu insanları arayacaksın. Ama siyasetin emriyle değil. Onlar o sorunlara çözüm bulacaklar, biz karışmayacağız. Sayın Daron CHP ile işbirliği yaparsa sevinirim.

“SİSİ İLE GELİŞİMİ TÜRKİYE İÇİN OLUMLU BULUYORUZ”

Sayın Erdoğan dış politikada çok duygusal, kişisel bir irrasyonel alana evrildi. Sisi ile yan yana olmasını Türkiye adına olumlu bulduk ama Sisi’nin İstanbul seçimlerinde ‘Sisi’ye mi yoksa Binali Bey’e mi oy vereceksiniz’ sözlerini Türkiye’de kan davası olarak eleştirdik. Sanki Mısır’ın korporatif devlet yapısı bu hakaretlere, bu dile göz yumacak. Suriye’de de benzer bir şey oldu. Türkiye 2020’de göçmenler üzerinden Sayın Erdoğan’a ‘Türkiye Cumhuriyeti adına beni gönderin çözerim, gelirim’ dedim. Son çalışmamız Ulusal Göç Doktrini adı altında sunuldu. Pakistan, bizden sonra dünyada en çok göçmen alan ülke. 2,5 milyon mülteci var. Onlarınki yüzde 1, bizimki yüzde 10. Suriye 18 milyonluk bir ülke. Hepsini eklediğinizde Suriye’nin üçte birine bakıyoruz.

“SADECE ESED MESELESİ DEĞİL. SİZ ESAD İLE GÖRÜŞMEK GEREKİRSE BİZ DE BU İŞİN DEVAMI İÇİN ONLARIN DEVLET KURUMUNUN YANINDA OLMAK İSTEYECEĞİZ”

Bir Yunanistan kadar insan topluluğu var. Afganlar ne kadar? Bu sorunun çözülmesi gerekiyor. Suriyeli sığınmacıların tahliye ettiği yerlere kimler gitti? PKK, PYD, YPG gitti. Bir IŞİD daha, IŞİD gitti. Güvenliği hem içeride hem de dışarıda terör örgütleri tarafından tehdit edilen bir ülkeyiz. Erdoğan’ın Sisi’den sonra Esad’la seçim sonrası görüşmesi. Seçimde kaybedecekler, bu yüzden Türkiye bu bahiste bir adım atmak zorunda. Biz aynı zamanda ABD’yiz; Mülteci meselesini Rusya ile konuşmamız gerekiyor. İşte Suriye’nin toprak bütünlüğünü kabul ederek yapılması gereken iş budur. Mesele sadece Esad değil. Esad ile görüşmemizi sağlarsanız, bu işin devamı için devlet kurumlarıyla bir araya gelmek isteriz. Biz bu geleceğin ülkesinin gücüyüz. Keşke seçim sonrasına bırakmasaydı. Bu işin içinde daha fazla yer almamız gerekiyor.

“TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ VE TERÖRİSTLERLE MÜCADELE KONUSUNDA BUGÜN ATTIĞIMIZ ADIMIN ARKASINDAYIZ, SONRA DA ARKASINDA OLACAĞIZ”

Türkiye’nin güvenliği ve terörle mücadelesinde attığı adımın arkasında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Eleştirilerimizin Sayın Erdoğan ve bazı bakanları tarafından iç siyasete konu edilmesi yanlıştır. Oradaki askerlerimizin ayağına Allah taş değdirmesin. YETER Parti adına açıkça söylüyorum; Devlette süreklilik vardır. Devletin teröre karşı mücadelesinde vatanın korunmasına ilişkin kurumların arkasında durmak da muhalefetin görevidir.

“YAtak ODASINDA GEREKENİ YAPARIZ. YAPMAZSAK OYLAR BİZE YAKLAŞIR, ONLARIN BUNA HAKKI VAR”

Altılı masanın görevi seçim güvenliğini sağlamaktır. Seçim başkanımız ve diğer siyasi partilerin genel başkan yardımcılarının da içinde bulunduğu bir kurulumuz var. Sığınmacıların oy kullanması konusunda farklı rakamlarla çalışan arkadaşlarımız var. Uyanık olmalıyız, dikkatli olmalıyız. Bu ülkede çok şey oldu. Oyların bilgisayara girileceği, 5 oy yazılacağı ve 100 oy çıkacağı söyleniyor. Bu tür bir şey mümkün değil. Bütün sorun insan hatası. İstanbul 1. çeşit seleksiyonları bunun kanıtıdır. Tutanaklardaki ıslak imzalara uyulmasaydı 13 bin 500’lük fark gözden kaçacaktı. Ne de olsa, bu seçimi gerçekten kaybettiğinizi düşünebilirsiniz. Gerekeni sandıkta yapacağız. Biz yapmazsak seçmenler bize yetişsin, buna hakları var.

“ABDULLAH GÜL KONUSU DEĞİL”

Konu Abdullah Gül değil. Gül Bey de kendisinin olmayacağını söyledi. Herkesin adayı olmak istiyordu. Bu benim bilgim. Abdullah Bey’den bir şey duymadım. O masadan aday çıkması lazım, kazanması lazım, getirilmeli. Kayanın arkasında durmak lazım. Sonuçta, o kişinin kim olacağını anlamak kolaydır. Bugün w, y, z kişisinden prestijli bahsetmeyi yanlış bulmuyorum. Bildiğim bir şey varsa o da Cumhur İttifakı bileşenlerinin kendilerine aday diyerek her zaman çok talepkar olduklarıdır. Sistemi tartışmak gibi bir yükümlülüğümüz var. Sayın Erdoğan’ı bilsem, hem MHP hem de AK Parti referanduma gitmeyecek bir biçimde muhalefete düştüğünde, mecliste ayaklanan camia parlamenter sisteme dönmek isteyecek, tartışmaya gireceğim. bu konu

“MİLLİYETÇİ, DEMOKRAT VE KALKINMA PARTİSİYİZ”

Biz milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı bir partiyiz. Makul duruşu temsil ediyoruz. Balıkçılık ve bukülizm üzerindeki tanımlardan nefret ediyoruz. Bütün siyasi partilerin kabahati, büyücülük yerine dertlere çare bularak rekabet etmenin doğru olduğuna inanıyoruz. Biz makul olanı temsil ediyoruz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu